Kariyer Yolculuğum
Üniversiteden mezuniyetimi takip eden aylar içerisinde önce KPSS ardından da birçok kurumun sınavlarına girmiştim. Bunlar içerisinde en erken neticelenen DPT’nin uzman yardımcılığı sınavı olmuştu ve 2006 yılının Aralık ayı ortalarında sınavı kazandığım açıklanmıştı. Akabinde süreç çok hızlı gelişti ve 8 Ocak 2007 tarihinde iş başı yaptım. Üç haftalık oryantasyon programı sonrasında Sosyal Sektörler ve Koordinasyon Genel Müdürlüğü bünyesinde yer alan “İnsan Kaynaklarının Geliştirilmesi Dairesi”nde görevlendirildim. Daire başkanımız, merhum Yılmaz Tuna; Genel Müdürümüz, Kemal Madenoğlu; Müsteşar Yardımcımız, Halil İbrahim Akça; Müsteşarımız ise, Dr. Ahmet Tıktık’tı.
Dairemizin görev sahası oldukça genişti. Eğitim politikasından göç ve nüfus politikasına kadar sosyal politikanın temel konu başlıkları bizim dairenin sorumluluk alanı içerisinde yer alıyordu. Yılmaz Beyle ilk tanışmamızda kendisi beni eğitim sektörü bünyesinde yetiştirmek istediğini söyledi. Böylece çalışmaya başladım ve ilk bir yıl boyunca dairedeki eğitim sektörüyle ilgili tüm işlerin içerisinde yer aldım. Bir yılın ardından çalışmalarım giderek yükseköğretim sektörü özelinde yoğunlaştı.
2011 yılına gelindiğinde DPT Müsteşarlığı kapatılmış ve yerine Kalkınma Bakanlığı kurulmuştu. Kalkınma Bakanlığı; görev tanımı, teşkilat yapısı, personeli ve hizmet binası ile DPT’nin devamı niteliğindeydi. Bunun en önemli göstergelerinden biri de kariyer uzmanlık unvanı olarak “planlama uzmanı” unvanının değişmemiş olmasıydı. Bakanlığa geçişle birlikte organizasyon yapısında da bazı düzenlemelere gidilmiş ve Genel Müdürlük bünyesindeki daire sayısı dörtten altıya çıkarılmıştı. Bu kapsamda, “İnsan Kaynaklarının Geliştirilmesi Dairesi” de “Eğitim ve Kültür Dairesi” ile “Sağlık ve Sosyal Güvenlik Dairesi” olmak üzere ikiye bölünmüştü. Yükseköğretim sektöründe çalışmamdan ötürü, Eğitim ve Kültür Dairesi’nde görevlendirilmiştim.
Planlama uzmanı olmak için uzmanlık tezi hazırlamamız gerekiyordu. Tez hazırlamak DPT’nin önemli bir geleneğiydi ve her bir tezin Türkiye’nin bir meselesine ışık tutması, çözüm önerisi getirmesi isteniyordu. Kamu yönetimi mezunu olmamdan ötürü yükseköğretim yönetimi alanında bir tez hazırlamaya karar vermiştim. 1980’de kurulan YÖK Başkanlığı daima tartışma konusu olagelmişti. Türkiye için yeni bir yükseköğretim yönetim modeli önerme düşüncesiyle hazırladığım “Yükseköğretim Yönetiminde Dönüşüm ve Türkiye için Alternatif Yönetim Modeli Önerisi” başlıklı tezimle 2012 yılında planlama uzmanı olmaya hak kazandım.
İki yılı aşkın bir süre uzman olarak çalıştıktan sonra 13 Ağustos 2014 tarihinde Eğitim ve Kültür Dairesi Başkanı olarak tedviren görevlendirildim. Tedviren görevlendirilmiştim çünkü kıdemim daire başkanlığına vekil ya da asaleten atanmam için yeterli değildi. O tarihlerde bu göreve vekil ya da asaleten atanmak için asgari 10 yıl kıdem gerekli iken, benim kıdem sürem 7,5 yılın biraz üzerindeydi. Beklemediğim bir anda, kendiliğinden gelişen bir süreç sonunda yöneticilik kariyerim başlamış oldu.
İş hayatımın yanında 2008 yılının Eylül ayında, Ankara Üniversitesi’nde kamu yönetimi alanında başladığım bütünleşik doktora programından, “Kamu Yatırımlarının Yönetimi: Müstakil Projelerden Toplulaştırılmış Projelere Geçiş” başlıklı tezle 16 Mayıs 2017 tarihinde mezun oldum.
İzmir’e dönme ve İzmir’de yaşama isteğim, doktora tez çalışmalarım sırasında gündeme gelmişti ve öncelikle akademiye geçiş yapmayı düşündüm. Buna yönelik bazı girişimlerim de oldu ama sonuç alamadım. O tarihlerde kalkınma ajansları Kalkınma Bakanlığı’na bağlı olarak çalışıyordu ve İzmir’e dönme isteğim ile İzmir Kalkınma Ajansı’na genel sekreter arayışları bir vesileyle kesişti ve 8 Mayıs 2018 tarihinde İzmir Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri olarak atandım. 10 Mayıs 2018 tarihinde iş başı yaptım ve o tarihten bu yana İzmir Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri olarak çalışmaya devam ediyorum.
