Mesleki Çalışmalarım

Kent Kültürü Çalışmaları

İzmir Kalkınma Ajansı’nda yaptığım işlerin en keyiflisi daima kültür alanında yaptığımız çalışmalar olmuştur. 2019 yılında bir kitapla başlayan çalışmalarımız beş yılı aşkın bir sürenin sonunda, Hafıza İzmir adını taşıyan bir markaya dönüştü. Devam eden satırlarda sizinle kent kültürü alanındaki çalışmalarımızın Hafıza İzmir’e uzanan hikâyesini paylaşıyorum.

İlk Durak: İzmir Kalkınma Ajansı Kültür Yayınları

Birimize kitap hediye edildiğinde mutlu olmayanımız sanırım yoktur. Çoğu zaman, bu mutluluk hissine kitabı hediye eden kişi ya da kuruma artan sempati eşlik eder. Artan bu sempati de hediyeleşmenin tarafları arasındaki yakın ve sıcak ilişkinin bir bakıma başlangıcını teşkil eder. Ajansımız görevi gereği, İzmir’e yatırım yapmak isteyen yabancı yatırımcılarla iletişim kuruyor, yatırım kararlarında İzmir’i tercih etmeleri için ikna çalışmaları yürütüyor. Bu çalışmaların önemli bir kısmını, İzmir’in yatırım imkânlarını ve yatırım ortamını tanıtmak, kentimizin zengin tarihi, kültürü ile bağ kurmalarını sağlamaya çalışmak oluşturuyor. Nitekim insan ancak bildiği, tanıdığı, merak duyduğuna karşı bir bağ geliştiriyor ve ona dair bir aidiyet duygusu hissetmeye başlıyor. Merakımızı cezbeden şeyler hakkında okuma yapmak, dünyanın her yerinde öğrenmenin, keşfetmenin ortak yöntemi. İşte ekip olarak yabancı yatırımcılarla olan ilişkimizi geliştirmek ve derinleştirmek üzerine çalışırken, İzmir özelinde özenle hazırlanmış bir kitabın yatırımcılar nezdinde oluşturacağı olumlu etki konusunda vardığımız fikir birliği, Hafıza İzmir’e giden yolun ilk adımı olan Kültür Yayınlarımızın doğuşuna vesile oldu.
İzmir, kadim bir liman kenti. İzmir’in insan yerleşmesine konu olan 8.500 yıllık tarihinin son 5.000 yıllık döneminde liman, kentimizin gelişiminde hep başrolde olmuş. Ancak özellikle 16. yüzyıl sonlarından itibaren limanın üstlendiği rol, kent tarihinin hiçbir dönemiyle kıyaslanamayacak ölçüde baskın bir karakter kazanmış. Ticaret yollarının değişmesiyle birlikte İzmir, Doğu ile Batı arasındaki ticaretin merkezlerinden biri haline gelmiş ve 19. yüzyıl sonlarına gelindiğinde kent, sahip olduğu ticaret hacmiyle “Levant’ın Başkenti” olarak anılmaya başlamış.

Liman, ticareti; ticaret de her milletten tüccarı İzmir’e çekmiştir. Bu tüccarlardan bir kısmı, İzmir’e yerleşmiş ve zaman içerisinde “Levanten” olarak anılan yabancı bir tüccar sınıfı İzmir’de belirmeye başlamıştır. Günümüzün yabancı yatırımcıları olarak kabul edebileceğimiz Levantenler, kentin gelişmesinde önemli roller üstlenmişlerdir. 1688 tarihli İzmir Depremi sonrasında kentin yeniden imarında önemli katkıları ile öne çıkan Levantenler, özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yeni liman ve rıhtım inşası ile demiryolları yapımı başta olmak üzere birçok yatırımın hayata geçirilmesinde önemli roller üstlenmişlerdir.

Bugün olduğu gibi geçmişte de İzmir’in gelişiminde önemli katkıları olan yabancı yatırımcılara, üstlendikleri bu rolün geçmiş ile günümüz arasındaki tarihsel sürekliliğine vurgu yapmak üzere hazırladığımız “Manzaram İzmir: İzmir Fotoğraflarından Dünden Bugüne Bir Seçki” isimli fotoğraf albümü, çeşitli koleksiyonlarda yer alan eski İzmir fotoğrafları ile İzmirli fotoğraf sanatçıları tarafından çekilen güncel İzmir fotoğrafl arı eşliğinde okuru, bir yandan geçmiş ile günümüz İzmir’i arasında hoş bir gezintiye çıkarırken diğer yandan da İzmir’in gelişimi üzerine düşünmeye sevk ediyor. Manzaram İzmir, Hafıza İzmir’e ulaşan yolun ilk adımı olması, Kültür Yayınlarımızın ilk eseri olması hasebiyle özel bir yere sahip. Kitabın hazırlık sürecinde tanıştığımız insanlar, kitap vesilesiyle ilgimizin İzmir’e yoğunlaşması ve bu sayede farkındalık düzeyimiz artarak yaptığımız okumalar tabir-i caizse, yaşadığımız kenti aslında ne kadar az tanıdığımızı gözlerimizin önüne sermiş oldu. Yabancı yatırımcılar ile ilişkilerimizi geliştirmek niyetiyle çıktığımız yolculuk, bizim açımızdan İzmir’i tanıma, anlama ve onun üzerine daha fazla düşünmeyi içeren bir keşif yolculuğuna dönüştü.

Manzaram İzmir kitabı hakkında yapılan olumlu yorumlar, geliştirilmesi yayınlarını kurumsallaştırma yönünde ekip olarak bizleri cesaretlendirdi. 2020 yılı başlarken kültür yayınları için bir yayın politikası belirlemeye ve yabancı yatırımcılar özelinde işlevsel bir ihtiyaca cevap vermek üzere çıktığımız yolda İzmir’in kültür hayatına katkı vermek üzere ilerlemeye karar verdik.

Yayın politikamız ile yaşadığımız kenti daha iyi anlamak ve anlatabilmek için tarihini, bu tarihin yarattığı ve bu tarihi yaratan mekânları, bu tarih içerisinde kendine has bir yer edinen, kentin kültürünün şekillendirdiği ve bu kültüre şekil veren insanların hikâyelerini görünür kılmak istedik. Bu bağlamda, yayınlarımızı “İzmir’in Kültür Varlıkları”, “İzmir’in Kültür İnsanları” ve “İzmir Tarihi” olmak üzere üç tema altında daha sistemli bir şekilde sürdürme kararı aldık. Eserlerin tercihinde ise, bugüne kadar arka planda kalmış, hak ettiği değeri görememiş konuları önceliklendirirken, özgünlüğün peşinde olduk.

Kararımızın isabetli olduğunu, yayımladığımız eserler hakkında sadece kent ölçeğinde değil aynı zamanda ülke çapında aldığımız olumlu geri dönüşler ile teyit ettik.

Bu kapsamda, özellikle “19. Yüzyıl İzmir’inde Ressam Boğos Tatikyan ve Tatikyan Matbaası” isimli eserimiz, ulusal ölçekte çok yankı uyandırdı hatta Murat Bardakçı tarafından bu eserin yayımlanmış olması, yerli otomobil projesi ayarında bir hizmet olarak nitelendirildi.1 Yine Necmi ÜLKER’in İzmir özelinde hazırladığı ve alanında başvuru kaynağı kabul edilen doktora tezinin 50 yıl sonra dilimize kazandırılması ile Dr. Nihat Reşad Belger’in İzmir’in işgali sırasında ve sonrasında yaşanan Yunan Mezalimi hakkında kaleme aldığı Fransızca raporun, Kurtuluşun 100. yılında ilk kez Türkçe olarak yayımlanması ülke çapında ses getiren diğer yayınlarımız oldu. Geldiğimiz aşamada, kültür yayınlarımız kapsamında bugüne kadar 16 kitap yayımlandı ve mutfakta yayımlanmayı bekleyen bir o kadar kitabımız daha var. Yabancı yatırımcıların İzmir’le bağ kurmasını sağlama niyetiyle amatör bir heyecanla başladığımız yayıncılık serüvenimiz, kamusal kültür yayıncılığının seçkin bir örneği olarak yoluna devam ediyor.