Akademik Çalışmalarım
Doktora Tezim İNCELEYİN
2012 yılının ikinci yarısından 2017 yılının ilk yarısına kadar geçen yaklaşık beş yıllık dönem boyunca doktora tezimi düşünmediğim tek bir günüm olmamıştır. Süreç içerisinde kavramlar ve konular arasında bocaladığım, kalemimin yazmadığı ve umutsuzluğa kapıldığım dönemler oldu. Bu süreçte, iki kişinin katkısı, tezi bitirmemde belirleyici olmuştur. Bunlardan ilki, tez danışmanım Prof. Dr. Can Umut Çiner. İlk danışman hocamla yaşadığım olumsuz deneyimin akabinde, iyimser ve yapıcı bakış açısıyla öncelikle üzerimdeki kara bulutların dağılmasını sağladı. İlk görüşmemizde anlattıklarım sonrasında bana, “bu tez kafanda bitmiş, sadece sakinleşip yazman lazım” demesi, benim için büyük bir motivasyon kaynağı olmuştu. Desteğini gördüğüm ikinci kişi ise, 2021 yılında aramızdan ayrılan merhum Prof. Dr. Tuncer Bulutay’dır.
Tuncer Hocayla DPT Kütüphanesi’nde kütüphanenin müdiresi Neslihan Hanım vesilesiyle tanıştım. İlk tanışma faslının ardından neler yaptığımı
sordu, ben de doktora tez çalışmamdan bahsettim. O sıralarda tezin kuramsal çerçevesini oturtmaya çalışıyordum ve henüz işin içinden çıkamamıştım. Anlattıklarım üzerine Tuncer Hocam, “planlama üzerine çalışıyorsun, kafandaki soruların cevabı iktisatta çünkü planlama esas itibarıyla iktisadi bir kavramdır” deyip bana kendisinin ve alanda çalışan başka hocaların işime yarayacak eserlerini tavsiye etti. Bu tavsiye üzerine detaylı bir şekilde iktisat kuramı ve asıl olarak da kalkınma iktisadı üzerine okuma yapmaya başladım. Okuduklarım üzerine aldığım notları Can hocamın yanı sıra her Cuma öğleden sonraları Tuncer hocamla da paylaşmaya başladım. Adeta tezin ikinci danışmanı olmuştu. Süreç ilerledikçe tezin kuramsal çerçevesi şekillendi ve geri kalan kısmı su misali akmaya başladı.
Tezin kuramsal kısmını tamamladığım ve diğer bölümler üzerine çalıştığım bir gün Tuncer Hocam, “gel seni Hikmet Çetin ile tanıştırayım, o dönemlerin birinci elden şahidi, sorularını ona sor” deyiverdi. DPT’ye 1960’larda uzman yardımcısı olarak girip 1971-1977 yılları arasında İktisadi Planlama Dairesi (İPD) Başkanlığı yapmış olan Hikmet Çetin, tezim için büyük bir başvuru kaynağıydı. Tuncer Hocamla bir gün Mülkiyeliler Birliği’nde buluştuk ve bir süre sonra Hikmet Çetin de geldi. Kendisiyle iki saate yakın bir görüşme yapma fırsatım oldu. Sorularıma aldığım cevaplar, 1960-1980 dönemi planlama deneyimine ilişkin kavrayışımı netleştirdiği gibi 1980 sonrası planlamada yaşanan değişimi daha iyi analiz etmemi sağladı.
Her ne kadar kamu yönetimi alanında doktora yapmış olsam da Tuncer Hocamla yolumun kesişmesi, planlamanın iktisadi boyutunu anlamamı sağladığı gibi iktisat disiplininin sosyal bilimler açısından nasıl temel bir öneme sahip olduğunu da idrak etmeme vesile oldu. Tezi yazıp mezun olmanın ötesinde, bu süreçte iktisat disiplini ile kurduğum yakınlık, bu yakınlıkla başlayan ve devam eden okumalarım sayesinde, konusu insanların yapıp ettikleri olan sosyal bilimler alanında, iktisadi bakış açısı olmadan yapılan her analizin bir yönüyle daima eksik kaldığını keşfettim. Tezime olan katkısının yanı sıra iktisat özelinde yaptığım okumalar, mesleğimi icra ederken de olayları daha geniş bir bakış açısıyla ele almamı sağlayarak hayatıma zenginlik katmaya devam ediyor.
Son olarak DPT Kütüphanesi’nden bahsetmeden olmaz. Kütüphanenin o dönemki müdiresi Neslihan Hanım, kütüphane uzmanı Can Bey ve kütüphane personeli Ömer Bey, yardımseverlikleriyle tez için ihtiyaç duyduğum tüm kaynaklara erişmemi sağladılar. Hatta Ömer Bey bazı kaynakları yıllar sonra depodan ilk kez çıkardı ve kendisine teşekkür ettiğim bir keresinde, “ben bu kitaplar kullanıldıkça mutlu oluyorum, bak bunlara belki kaç yıl sonra ilk kez insan eli değecek, asıl ben size teşekkür ederim” deyişi hala kulaklarımda çınlar. Şimdilerde Strateji ve Bütçe Başkanlığı (SBB) Kütüphanesi olarak hizmet vermeye devam eden DPT Kütüphanesi, sadece planlama üzerine değil, yakın Türkiye tarihi üzerine çalışanlar tarafından keşfedilmeyi bekliyor.
İşte, kısaca hikâyesini paylaştığım doktora tezim bu sürecin sonunda ete kemiğe büründü. 2017 yılının Nisan ayında yaptığım tez savunması neticesinde, jürinin oybirliği kararı ile kabul edildi ve ders dönemi ile birlikte dokuz yıl süren doktora eğitim serüvenim tamamlanmış oldu.
Kamu yatırımlarının yönetimini konu edinen tezim, DPT’nin kuruluşuyla birlikte başlayan süreçte kamu yatırımlarının yönetimindeki değişimi, dönemin ekonomi politikası bağlamında analiz ediyor. 24 Ocak 1980 Kararlarına kadar devam eden ve planlı kalkınma dönemi olarak adlandırılan dönemde, kamu yatırımları, DPT Merkezli olacak şekilde ve “müstakil proje”ler aracılığıyla yönetilmiştir. Ekonomi politikasında yaşanan değişimle birlikte 1980 sonrası dönemde, ilk olarak ulaştırma, enerji gibi altyapı sektörlerinden başlayıp zaman içerisinde eğitim, sağlık gibi sosyal sektörleri de kapsayacak şekilde kamu yatırımlarının yönetiminde DPT’nin yetkileri azalırken, bu yetki kaybı “müstakil proje”lerden “toplulaştırılmış proje”lere geçişle kendini göstermiştir. DPT’nin yetkilerinin aşındığı bu süreçte, kamu yatırımlarının yönetiminde icracı Bakanlıklar güç kazanırken, bu durumun planlama açısından sonucu, kalkınma planı ile yıllık programların icraya (yürütmeye) rehberlik etme işlevinin zayıflaması ve DPT’nin koordinasyon görevinin zemin kaybetmesi olmuştur.
Yayınlarım İNCELEYİN
Doktora tezinin sonuna doğru yaklaşırken İzmir’e dönme düşüncesi kafamda iyice şekillenmişti ve üniversiteye akademisyen olarak geçmenin yollarını aramaya başlamıştım. Bu kapsamda, İzmir’deki bazı üniversitelerle görüşme yapmış ve kadro şartlarını öğrenmiştim. Bunların başında doktora sonrası yapılan yayınların önemi bir hayli fazlaydı. Bundan ötürü, özellikle doktora ders döneminde hazırladığım ödevler arasında hocalarımın makaleye dönüştürme önerisinde bulunduğu çalışmalarıma yoğunlaştım ve 2017 yılı içerisinde her birini farklı dergilerde yayınlatmayı başardım. Her ne kadar İzmir’e dönüşüm üniversiteye geçişle olmasa da bu süreç, akademik camiayı daha yakından tanımama vesile oldu.
İzmir Kalkınma Ajansı’nda çalışmaya başladıktan sonra üstlendiğim yöneticilik görevi nedeniyle uzunca bir süre akademik çalışmalardan uzak durmak zorunda kaldım. Bu süre zarfında birkaç kez yeni bir çalışma yapmaya niyetlensem de bir türlü sonunu getiremedim. Ama ileriye dönük olarak çalışmak istediğim konular için okumaya ve not almaya devam ediyorum.
Burada paylaştığım çalışmalarım, doktora öğrencisi ve yeni doktora mezunu birinin kaleme aldığı yayınlardır. Geriye dönüp her birini tekrar okuduğumda, hem dil hem de içerik olarak geliştirilmesi gereken yeni bölümlerini keşfediyorum. Geldiğim aşamada, farklı kaynakları okumanın, farklı bakış açılarını karşılaştırmalı olarak değerlendirmenin insanı hem zenginleştirdiğini hem de yazma becerisini artırdığını görüyorum. İletişim Yayınları’nın mottosundan alıntıyla bitirelim;
“Okumak İptiladır, Müptelalara Selam!”

Neden Yükseköğretim Reformu

Batı Medeniyetinde Üniversite Kurumunda Yaşanan Dönüşümü Anlamak-Metodolojik Bir Okuma Denemesi

İstanbul’un Fethi ve Akşemseddin

Klasik ve Modern Dönem Yönetici Yetiştirme Sistemlerinin İncelenmesi-Kurumlar ve Kişiler

Merkezi Yönetim Bütçesi ile Kamu Yatırım Programının Kodlama Sistemleri Bazında Karşılaştırılması

Osmanlı-Türk Devleti’nde Bürokrasi Kurumunun Rolü-Heper ve Küçükömer Üzerinden Karşılaştırmalı Bir Analiz Denemesi
