Mesleki Çalışmalarım
Bölgesel Kalkınma Çalışmaları
Altyapı Çalışmaları
Ajansın yeni rotasını belirledikten sonra yaptığım ilk iş, organizasyon yapısını da buna göre düzenlemek oldu. Kalkınma ajansları, Avrupa örnekleri dikkate alınarak kurulmuştu ve teşkilat yapıları, proje döngüsü yönetimi esasına göre örgütlendirilmişti. Üç ana hizmet birimi vardı; Planlama, Program Yönetimi ve İzleme-Değerlendirme. Planlama biriminin yaptığı planlama çalışmaları, program yönetim birimi eliyle uygulanabilir programlara dönüştürülüyor, uygulama süreci de izleme-değerlendirme birimi tarafından yönetiliyordu. Bu yapı, personelin herhangi bir konu özelinde uzmanlaşmasına imkân vermiyor, uzmanlaşma personelin kişisel gayretlerinin ötesine geçmiyordu. Bu ise, Ajans bünyesinde bölgeye dair kurumsal bir uzmanlık altyapısının oluşmasına fırsat vermemişti.
DPT’de edindiğim uzmanlık kültürünün de etkisiyle Ajansın yeni rotasının ihtiyaç duyduğu uzmanlık altyapısını inşa etmek amacıyla mevcut ana hizmet birimlerini kapatıp yerlerine, uzmanlığı esas alan “Yeşil Büyüme Politikaları Birimi”, “Mavi Büyüme Politikaları Birimi” ve “Yenilik ve Girişimcilik Politikaları Birimi” olmak üzere üç yeni ana hizmet birimi kurdum. Birimlerin kurulmasını takiben uzman personel görevlendirmeleri yapıldı ve her bir uzman özelinde uzmanlık konuları belirlendi.
Yeni organizasyon yapısına geçiş kararı, 2019 yılının Kasım ayında yapılan Ajans Yönetim Kurulu toplantısında onaylandı ve kısa bir geçiş sürecinin ardından 2020 yılının Şubat ayı itibarıyla uygulamaya geçti. Bu dönem, COVID-19 salgınının başlangıç dönemine denk gelince salgının beraberinde getirdiği yeni çalışma dinamiğini uzmanlık altyapısının inşa edilmesi amacıyla fırsata çevirmek istedim ve bunun için “Kalkınma Güncesi” ve “Sürdürülebilir Kalkınma Sözlüğü” isimli çalışmaları başlattım. 2020 yılı boyunca her uzmanın, sorumlu oldukları konu özelinde hazırladıkları günce yazıları ile sözlük maddeleri ile üretilen bilgiler, yeni dönemde ihtiyaç duyulan uzmanlık altyapısının nüvesini meydana getirmiş oldu.
Ajansın uzmanlık altyapısı geliştikçe, 2020 Yılı Çalışma Programı ile benimsediğimiz yeşil ve mavi büyüme yaklaşımları doğrultusunda İzmir’i konu edinen çalışmalar yapmalıydık ki Ajansın uygulamalarına altlık teşkil edecek bilgi tabanını inşa edelim. Bunun için de 2021-2022 döneminde bilgi üretme faaliyetlerine ağırlık verdik. Bu dönemde hayata geçirdiğimiz üç çalışma, Ajansın sonraki yıllardaki uygulamalarına yön vermesi açısından diğer çalışmalardan ayrılmaktadır. Devam eden satırlarda bu çalışmalar ana hatları itibarıyla özetlenmiştir.
İzmir’de Yeşil Dönüşüm ve Mavi Fırsatlar Perspektifi İNCELEYİN
Yeşil dönüşümün, oyun değiştirici nitelikte olduğunu ve önümüzdeki dönemde dünya gündeminin ilk sıralarında yer alacağını ekip olarak 2019 yılı içerisinde yaptığımız çalışmalar sırasında öngörmüştük. Yaklaşmakta olan bu değişim dalgasına karşılık İzmir için bir şeyler yapmamız gerekiyordu. Önce yeşil dönüşümü anlamalı ve sonrasında İzmir özelinde bu değişim dinamiğinin yaratacağı etkileri tüm yönleriyle ortaya koymalıydık. 2020 yılı boyunca kalkınma güncesi ve sürdürülebilir kalkınma sözlüğü için yapılan çalışmalar, bir bakıma yeşil dönüşümü anlama amacına hizmet etmişti. İkinci adım ise, eyleme geçmek olmalıydı ve bunun için de İzmir’in yeşil dönüşüm sürecine rehberlik edecek bir çalışma yapmaya karar verdik.
“İzmir’de Yeşil Dönüşüm ve Mavi Fırsatlar Perspektifi” adını verdiğimiz bu çalışma, yeşil dönüşümün İzmir bölgesi özelindeki etkilerini somut bir biçimde, sektör, mekân, teknoloji ve mali boyutları itibarıyla veriye dayalı olarak ortaya koymalı, yerel ve merkezi aktörler için İzmir’de yeşil dönüşümle ilgili neleri nasıl yapmaları gerektiğini ve bunları yaptıkları takdirde elde edecekleri kazanımları açıklayan bir rehber doküman olmalıydı. Diğer bir ifadeyle, bu doküman, temenni cümleleri içeren klasik bir strateji dokümanı olmamalıydı.
Bölgesel ölçekte benzer bir çalışma daha önce yapılmadığı için ilk iş olarak çalışmanın metodolojisi üzerine yoğunlaştık. Amacımız belliydi ama bu amaca ulaşmak için nasıl bir yöntem izlemeliydik? Bunun için ilk iş olarak çekirdek ekip adını verdiğimiz 3 uzmandan oluşan bir çalışma grubu kurduk. Çalışmanın beyin takımı olan bu ekip ilk olarak metodoloji üzerine yoğunlaştı ve onlar tarafından yapılan çalışmalar, benim de içinde yer aldığım yönetim ekibi tarafından sentezlendi ve çalışmanın yöntemine son hali verildi. Metodun belli olmasının ardından tüm Ajans uzmanlarını sürece dahil eden bir çalışma pratiği tasarladık. Bu kapsamda, her bir uzmana sektör ve mekân atamaları yapıldı ve onlardan belirlenen yöntem doğrultusunda sektörel raporları hazırlamaları istendi. Uzmanlardan gelen raporlar öncelikle çekirdek ekip ardından da yönetim ekibi tarafından sentezlenerek ana raporumuz ortaya çıkarılmış oldu.
Yeşil dönüşümü bölge ölçeğinde bu detay düzeyinde analiz eden ilk ve öncü olan bu çalışma sayesinde sadece İzmir’de yapılacak yeşil dönüşüm uygulamalarına esas olacak bir bilgi tabanı oluşturulmakla kalınmamış aynı zamanda bölgesel kalkınma literatürüne de önemli bir katkı sağlanmıştır. Diğer yandan, her bir aşaması ajans uzmanları tarafından yönetilen ve yine ajans uzmanları tarafından kaleme alınan bu rapor, ajansımızın uzmanlık kapasitesinin ulaştığı seviyeyi göstermesi açısından da ayrıca takdire şayandır.
İzmir Limanları Mevcut Durum Analizi ve Gelişim Fırsatları Perspektifi İNCELEYİN
2019 yılı boyunca yaptığımız çalışmalardan elde ettiğimiz önemli sonuçlardan biri, İzmir’in liman ve lojistik altyapısının güçlendirilmesi gerektiğiydi. İzmir, bir liman kentiydi ve limanın gelişimi ile kent ekonomisinin gelişimi arasında doğru yönlü bir ilişki vardı. Hatta kentin mekânsal gelişimi de büyük ölçüde limanla bağlantılıydı. Diğer yandan, bu limanlar sadece İzmir için çalışmıyor, İzmir’in hinterlandında yer alan 10 ilin dünya ile bağlantısını kuruyor. Dolayısıyla, İzmir’in liman ve lojistik altyapısının güçlendirilmesi sadece İzmir’in değil tüm Ege Bölgesi’nin iktisadi gelişimine katkı sağlanması anlamını taşıyor.
Gelgelelim, İzmir Alsancak Limanına ilişkin belirsizlikler limanın güç kaybetmesine yol açarken, sanayiciler aradıkları limanı Aliağa’da bulmuş ve Nemrut Körfezi etrafında kümelenen liman ekosistemi 2000’li yılların ortalarından itibaren her geçen yıl büyüme göstermiştir. Lakin Aliağa limanları büyüdükçe art alanı yetersiz gelmeye başlamış ve bu durum başka sorunları beraberinde getirmişti. Öte yandan, 1990’ların ortalarından beri gündemde olan Çandarlı Limanı ile yine 2000’lerde gündeme gelen ve yapımı tamamlanamayan Kemalpaşa Lojistik Merkezi yatırımları da kentin liman ve lojistik altyapısıyla doğrudan bağlantılı konular olarak dikkat çekmekteydi. Bununla birlikte, İzmir’in liman ve lojistik altyapısını kent, Ege Bölgesi, Türkiye, Akdeniz Havzası ve Dünya ile ilişkileri bağlamında bütünlüklü bir şekilde ele alan derli toplu bir çalışma bugüne kadar yapılmamıştı. Yapılan çalışmalar ağırlıklı olarak tekil konu başlıklarına (Çandarlı Limanı, Alsancak Limanı II. etap yatırımı vb.) özgülenmişti. Hâlbuki Alsancak Limanı ile ilgili alınacak bir karar Çandarlı Projesini etkileyecek, Çandarlı Projesi özelinde yaşanacak bir gelişme Aliağa limanlarına etkide bulunacaktı. Dolayısıyla, bunlar arasındaki ilişkilerin doğru şekilde kurulması sadece İzmir için değil Ege Bölgesi’nin orta ve uzun vadeli gelişimi için önem taşımaktaydı. Bu durum ise, İzmir liman ve lojistik altyapısının bir bütün olarak ele alınmasını gerekli kılıyordu. İşte, bu gereklilik, “İzmir Limanları Mevcut Durum Analizi ve Gelişim Fırsatları Perspektifi” isimli çalışmaya giden yolu açmıştır.
Mavi büyüme ekibimiz tarafından 2021 yılında başlatılan çalışmalar, bir yılı aşkın bir süre boyunca masa başı çalışmaların yanı sıra saha çalışmalarıyla devam etmiştir. Saha çalışmaları kapsamında liman ve lojistik altyapısı ile ilgili tüm kurum ve kuruluşlarla görüşmeler gerçekleştirilmiş ve tüm çalışmalardan elde edilen bulgular, ajans uzmanlarımız tarafından sentezlenerek rapora dönüştürülmüştür.
İzmir limanları özelinde son yıllarda yapılmış en kapsamlı çalışma olan ve liman ekosistemini bir bütün olarak ele alan yaklaşımıyla kendinden önceki çalışmalardan farklılaşan raporumuz, karar alıcılar açısından önemli bir bilgi tabanı sağlamasının yanı sıra konu özelinde daha detay çalışmaların yapılmasını da tetiklemiştir.
Türkiye’de Yaratıcı Endüstrilerin İBBS-2 Bölgeleri Düzeyinde Analizi: İzmir’e Bir Bakış İNCELEYİN
2019 yılında yaptığımız çalışmalar kapsamında İzmir’in yaratıcı endüstrilerin gelişimi açısından önemli bir potansiyele sahip olduğunu tespit etmiştik. Sinema, grafik-tasarım, basın, reklamcılık, yazılım gibi sektörleri kapsayan yaratıcı endüstriler, bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan ilerleme, özellikle de internetin yaygınlık kazanmasıyla birlikte büyük bir ekonomik büyüklüğe ulaşmıştır. Günümüzde bu sektörlerin oluşturduğu ekonomi, “turuncu ekonomi” olarak adlandırılıyor ve bu ekonominin gelişimi, özellikle genç nesillerin istihdamı açısından büyük bir potansiyel olarak değerlendiriliyor. Çünkü Sanayi 4.0 ile birlikte otomasyonun giderek yaygınlık kazanması, fabrikalarda insan emeğine duyulan ihtiyacı azaltırken, özellikle genç nüfus için yeni iş sahalarına yönelmeyi gerektiriyor. İşte, burada da yaratıcı endüstriler iyi bir alternatif olarak karşımıza çıkıyor.
Yaratıcı endüstrilerin güçlü olduğu şehirleri ve bölgeleri incelediğimizde, bunların çoğunun liman kenti olduğu dikkati çekiyor. Bunun arkasında yatan sebep ise, liman ve onunla bağlantılı olarak gelişen ticaretin beraberinde çok kültürlü bir ortamı meydana getirmesi. Hal böyle olunca bu şehirlerde yaratıcı atmosferin gelişmesi için ciddi bir zemin oluşuyor. Bir de şehrin sosyo-kültürel açıdan yaşam standartları yüksekse, bu gelişimin ivmesi artıyor.
İzmir, hem liman kenti olması hem de yaşam standartların yüksekliği itibarıyla yaratıcı endüstrilerin gelişmesi için öne çıkarken bu eğilimi firmalarla yaptığımız görüşmelerde de teyit etmiştik. Ancak, elimizde İzmir’de yaratıcı endüstrilerin durumunu ortaya koyan dolayısıyla işe nereden başlamamız gerektiğini söyleyen derli toplu bir çalışma yoktu. Potansiyelin büyük olduğunu bildiğimiz için kolları sıvadık ve Ege Üniversitesi iktisat bölümünden hocalarımızla çalışmaya başladık. Bir yılı aşan yoğun bir çalışmanın ürünü olarak ortaya çıkan “Türkiye’de Yaratıcı Endüstrilerin İBBS-2 Bölgeleri Düzeyinde Analizi: İzmir’e Bir Bakış” isimli raporumuz kapsamında sadece İzmir değil, İBBS-2 düzeyindeki tüm bölgeler analiz edildi ve bu analiz sonuçları doğrultusunda İzmir için potansiyel gelişim alanları belirlendi.
Raporun sonuçları doğrultusunda, İzmir özelinde gelişme potansiyeli en yüksek yaratıcı endüstri olarak yazılım sektörüne, spesifik olarak da oyun yazılım sektörüne yoğunlaşma kararı aldık. Bunun yanı sıra İzmir’de bir yaratıcı endüstriler merkezi kurulması fikrini bölge gündemine taşıdık ve aynı zamanda bu fikre İzmir Bölge Planı (2024-2028)’nın projeleri arasında yer verdik.
Burada, önemi itibarıyla öne çıkan üç çalışmamızdan bahsettim. Bu çalışmaların yanı sıra farklı konu başlıklarında çoğunluğu Ajans uzmanlarımızın elinden çıkan onlarca çalışma yaptık, rapor yayımladık. Bunların hepsine Ajansımızın web sitesinden erişilebilmektedir.
Üretilen bilgiler, uygulamaya geçmediğinde bir anlam ifade etmezler. Tabi, üretilen her bilgi demetinin gerektirdiği uygulama/lar yerel ve merkezi düzeyde farklı aktörlerin sorumluluk sahasına girmektedir. Çoğu da Ajansımızın görev tanımı dışında kalmaktadır. Zaten kalkınma ajansları icracı kurumlar değildir. Bölgelerinde kurmay birim fonksiyonu üstlenen kalkınma ajansları, esas itibarıyla icracı birimlerin uygulamalarına rehberlik edecek bilgileri üretmek ve kurumlar arasında koordinasyonu sağlamakla görevlidir. Bununla birlikte, ürettiğimiz bilgilerden hareketle bazı uygulamaları da hayata geçirdik. Ajans olarak sahip olduğumuz mali ve teknik destek mekanizmaları aracılığıyla hayata geçirdiğimiz bu uygulamaların, bölge açısından öncü, özgün ve örnek olması için azami ölçüde gayret sarf ettik.


