Mesleki Çalışmalarım
Bölgesel Kalkınma Çalışmaları
Rota Tayini ve Odaklanma
Ajansta göreve başladığımda ilk işim, bir süre kurumu ve çalışanları gözlemlemek oldu. Gözlemlerimi, sorduğum sorularla derinleştirip kurumun işleyişi hakkında bilgi sahibi oldukça benim açımdan ortaya çıkan manzarayı şu şekilde ifade etmem mümkün;
“Karşımda rotasını kaybetmiş bir kurum vardı. Herkes bir şeyler yapmaya çalışıyordu ama birimler arasında bir ahenk yoktu. Farklı birimler eliyle yürütülen çalışmalar arasında amaç birliğinden söz etmek mümkün değildi. Her birim adeta ayrı bir krallık gibi kendi gündemiyle meşguldü.”
Kurumun içinde bulunduğu bu durumu tersine çevirmek, İzmir Kalkınma Ajansına tekrar bir kurum hüviyeti kazandırmak için öncelikle kurumun varoluş amacına uygun yeni bir rota tayin edilmesi gerekiyordu. Bu rotayı, bize İzmir söyleyecekti. İzmir’in kalkınması adına çalışmalar yapmakla görevlendirilmiş bir kurumun rotasının İzmir’in gerçeklerinden hareketle belirlenmesi gerekiyordu.
İzmir’in söylediklerini duymak ve rotamızı tayin etmek için onu dinlememiz gerekiyordu. Bunun yolu da İzmir’i çalışmaktan geçiyordu. Ama bu keşfedici bir çalışma olmalıydı. Dolayısıyla rutinin dışına çıkmalıydık. 2018’in yaz aylarını yeni çalışma yöntemi üzerine kafa yormakla geçirdim. Bu kapsamda, Ajansın o tarihe kadar yaptığı tüm çalışmaları değerlendirmenin yanı sıra diğer kalkınma ajanslarını da inceledim, yurt dışı uygulamalarına baktım, kurum içinden ve dışından fikrine önem verdiğim birçok insanla istişarelerde bulundum ve neticede ulaştığım sonuçlardan hareketle sentezlediğim “Alt Bölge Bazlı Çalışma Yöntemi” hakkında ekip arkadaşlarıma 26 Eylül 2018 tarihinde bir sunum yaptım.
Alt bölge bazlı çalışma yöntemine göre, İzmir’i dört alt bölgeye ayırdım ve her bir alt bölge için bir çalışma grubu kurdum. Merkez (Liman), Yarımada, Kuzey İzmir ve Küçük Menderes olarak adlandırdığım alt bölgeler özelinde kurulan çalışma gruplarını, sorumlu oldukları alt bölgeleri tüm yönleriyle ve saha boyutunu ihmal etmeden çalışmakla görevlendirdim. 2018 yılı Ekim ayında başlayan çalışmaları 10 aylık bir süre zarfında tamamlayıp bu çalışmaların sonuçları ışığında, Ajansın rotasını tayin etmeyi ve bu rota doğrultusunda da 2020 Yılı Çalışma Programını hazırlamayı hedefledim.
Her bir çalışma grubu, biri koordinatör olmak üzere toplam beş uzman personelden meydana geliyordu. Grup üyelerini Ajansın farklı birimlerinden seçmeye dikkat ettim. Böylece, birimler arasındaki etkileşim de biraz olsun artar düşüncesindeydim. Çalışma grupları haftalık düzenli toplantılar yapıyor, bu toplantılar koordinatörler tarafından bana raporlanıyordu. Bunun yanı sıra ben de üç haftada bir çalışma grupları ile ayrı toplantılar yapıyordum ayrıca ayda bir kere de tüm çalışma grupları ile ortak bir toplantı yaparak herkesin birbirinden haberdar olmasını sağlıyorduk.
10 ay süren çalışma dönemi boyunca her bir çalışma grubu, birden çok defa sorumlu olduğu alt bölgeyi ziyaret etti, buradaki kurum ve kuruluşlar ile toplantılar yaptı, onları dinledi. Masa başı çalışmalarından ziyade saha çalışmalarının daha verimli olduğunu belirtmem gerekir. Sahadan aldığımız bilgiler, çalışmanın keşfedici yönünü oluşturdu diyebilirim.
Her bir çalışma grubu, sorumlu oldukları alt bölgeler özelinde hazırladıkları raporu 2019 yılının Ağustos ayında tamamladı ve tüm grupların katılımıyla aynı ay içerisinde gerçekleştirilen toplantılarla raporlar sunularak üzerinde değerlendirmeler yapıldı. Ciddi bir mutfak çalışması yapmıştık ve şimdi bunu güzel bir yemek olarak servis etmek gerekiyordu. İşte, bu çalışmalardan elde edilen sonuçlar ışığında, Ajansın yeni rotasını tayin ettik.
Çalışma grupları tarafından hazırlanan raporlar, İzmir’in ciddi bir çevresel baskıyla karşı karşıya olduğunu ortaya koymuştu. Kuzey İzmir bölgesindeki sanayileşme dinamiği, Küçük Menderes Havzasındaki yoğun tarımsal üretim faaliyetleri, Yarımada bölgesindeki artan turizm faaliyetleri ile kent merkezi ile bütünleşme eğilimleri ve körfezin etrafında gelişen kent merkezinde yaşayan 3 milyonu aşkın nüfusun getirdiği kentsel yoğunluk, bu çevresel baskının kaynakları olarak dikkat çekiyordu. Su başta olmak üzere doğal kaynaklar ve çevre üzerindeki bu baskının yönetilmesi, İzmir’in sürdürülebilir kalkınması açısından kritik öneme sahipti. Bu tespitlerden hareketle tayin edilen Ajansın yeni rotası aşağıdaki şemada özetlenmiştir.

Şema incelediğinde, çevresel baskının yönetilmesi amacıyla yeşil büyüme ve mavi büyüme yaklaşımlarının benimsendiği; bu yaklaşımların İzmir bölgesi özelinde “temiz enerji ve teknolojiler”, “deniz ekonomisi” ve “yenilik ve girişimcilik” başlıkları altında somutlaştırıldığı görülmektedir. Yine her bir başlık altında tespit edilen odak alanları ise, Ajans faaliyetlerinin uygulama düzeyinde yoğunlaşacağı temaları işaret etmektedir. Bu rota doğrultusunda hazırlanan 2020 Yılı Çalışma Programı ile birlikte yeni bir sayfa açılmış oldu. Bununla birlikte, yeni rota doğrultusunda hareket etmek için Ajansın uzmanlık kaslarının geliştirilmesi ve idari kapasitesinin güçlendirilmesi gerekiyordu. Bir diğer ifadeyle, bu rotanın ihtiyaç duyduğu altyapı da inşa edilmeliydi.